“Şimdi Gaziantep’e gitme zamanı” demeye var mısınız?

“Şimdi Gaziantep’e gitme zamanı” demeye var mısınız?

Türkiye’de ilk korona vakası, 10 Mart’ta görüldü.

İlk vefat, 15 Mart’ta duyuruldu.

Gaziantep, ilk haftalarda vaka sayısı bakımından karnesi iyi olan şehirler arasında yer alıyordu.

Tüm uçak seferleri Türkiye’de durduruldu. Aralarında Gaziantep’in de olduğu sadece 14 şehirde uçak seferleri yapılıyordu.

Akabinde “Evde hayat var” diye zorunlu olarak evlere kapandık.

30 Büyükşehir ve Zonguldak iline kısıtlamalar geldi.

Hafta sonları ve bayramlarda sokağa çıkamaz olduk.

Gaziantep, üzülerek ifade edeyim ki bu iller arasında yer aldı.

Oysa sürece baktığımızda Valisi, belediye başkanları, kolluk kuvvetleri ve iş dünyası çok iyi sınav verdiler. Tüm Türkiye’ye model ve örneklemeler yaptılar.

Belediyeler, maske dağıtımında tutun hijyen maddelerine kadar ihtiyaç sahiplerine dağıtmak için adeta birbirileriyle yarıştı.

Valilik bünyesinde Gönül Seferberliği kampanyası 80 vilayete örnek oldu.

Gaziantep, bir Osmanlı geleneği olan “Zimem Defteri” uygulamasını ilk uygulayan şehir oldu.

İş dünyasıyla koordineli yürütülen Zimem Defteri ile muhtaç durumdaki insanlarımızın; bakkal, fırın, tüpçü ve elektrik borçları bir kalemde silindi.

Gaziantep, caydırıcılık açısında sokağa çıkma yasağını ihlal edenlere kesilen cezalarda, yine Türkiye’de ilk sırada yer aldı. Türkiye genelinde kesilen cezaların neredeyse yarısı Gaziantep’te kesildi.

Ramazan’ın ulvi havasıyla yine muhtaç insanlarımıza ayni yardımların yanı sıra, nakdi yardımlarda bulunuldu.

Şehrin giriş ve çıkışlarında sıkı kontroller yapıldı. Ateş ölçerlerle yapılan uygulamalar ciddiyetimizi net bir şekilde ortaya koyuyordu.

Bu süreçte; vaka sayılarımız hep, Türkiye’nin altında seyrediyordu.

Son haftaya girerken Gaziantep’te gözle görülür bir şekilde, vaka sayılarımızda artış yaşanıyor.

Bu kadar sıkı kontrollere ve tüm Türkiye’ye model olacak uygulamalara rağmen vaka sayısındaki artış, hiçte normal değil.

Organize Sanayi Bölgesi’nin, vaka artışlarında riskli bölgeler arasında gösterilmesi kabul edilir gibi değil.

Oysa firmaların bu konuda gerekli hassasiyeti en başından beri gösteriyordu.

Sadece bir örnek vermek istiyorum.

İsmi lazım değil Gaziantep’in gözbebeği firmalarımızdan birinde, bir işçide korona çıktı. Bu işçi mahalleden kaptığı virüsü işyerine taşıdı. Firma yetkilileri, korona testi pozitif çıkan işçiyi derhal 15 gün izine çıkardı. İşçinin çalıştığı bölümü karantinaya aldı. Burada çalışan işçileri de aynı şekilde ücretli izine çıkardı. Tüm çalışanlarına test yaptırdı.

Şimdi, Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün girişimleriyle OSB genelinde testler yapılmaya başlandı. 

Baştan beri pozitif giden süreç, nasıl akamete uğradı anlaşılır gibi değil.

Maalesef bunun en büyük suçlusu bizleriz.

Bireysel vurdumduymazlığımız, bize bir şey olmaz gevşekliğimiz Gaziantep’i bu noktaya taşıdı.

Sosyal mesafeye uymadık. Maske takmadık veya uygulama esnasında takarmış gibi yaptık.

Mezarlık, taziye ve hasta ziyaretlerine gittik.

Hiç kem küm etmeyeceğim…

10 Mart’ta bu tarafa yürütülen “Evde hayat var” sürecini akamete uğratan kurumların başında maalesef Gaziantep Üniversitesi geliyor.

Sürecin en başına gidelim…

Gaziantep Üniversitesi(GAÜN), Dünyada Japonya’dan sonra Türkiye'de ilk kez kendileri  tarafından uygulanacak patojenlerden arındırılmış plazma nakli yöntemiyle, korona tedavisini başlatacaklarını geniş kapsamlaı basın toplantısıyla açıklamışlardı. (Oysa, plazma çalışması, ABD’de icat edilmiş ve belki de 50 yıldan fazladır yapılan bir tedavi şekliydi.)

Kameraların karşısında çıkan Rektör Ali Gür, patojen değiştirme noktasında Türkiye'de GAÜN dışında bir sistem olmadığını savunmuş, " Son hazırlıklarımızı yapıyoruz. Nisan ayı sonunda tedaviye başlamış olabileceğiz" demişti.

Hani nerede?

GAÜN, bu açıklamayı yaptığında benzer çalışma başlatan henüz tek bir üniversite yoktu. GAÜN’den sonra benzer çalışma başlatan nice üniversiteler çıktı. Ve bu üniversitelerden güzel haberler almaya başladık.

Nisan ayı sonunda tedaviye başlarız diye televizyon televizyon dolaşanlara sesleniyorum; “Mayıs ayı sonuna geldik, bugüne kadar kimi tedavi ettiniz?”

Maalesef bu alanda yapılan tek bir tedavi yok.

Nedeni de söyleyeyim….

Olaylara bakış açısına bakarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.

Çünkü Gaziantep Üniversitesi’nde; koronada şuanda en etkili tedavi olarak kabul gören kök hücre tedavisini yapan merkezi, üzülerek ifade edeyim ki bu rektör zamanında kapatıldı. Bu birimin başındaki bilim insanını ihraç etmek için verilen mesai, şu süreçte vermiş olsaydı, emin olun şimdi Gaziantep Üniversitesi’nin adını, başarılarla anıyorduk.

Allah aşkına deyin bana; Öğrencilerin tezlerini izinsiz olarak yayınlayan veya bildiri olarak sunan kişi, Covid-19 tedavisi plazma ekibinin başı olması sizlerde ne gibi duygular çağrıştırıyor.

Böyle bir bakış açısına sahip üniversiteden ve böyle bir ekip başının olduğu ekipten, umut beklenebilir mi?

Daha da beteri var.

Şehitkamil Devlet Hastanesi’nden kaçan koronalı hastayı, özel muayene ücreti karşılığında normal bir hasta gibi bakılması ve normal bir tedavi sürecinden geçirilmesi tüyleri ürpertiyor. Ve bu hasta, hastane sağlık çalışanlarına koronayı bulaştırıyor.

Hepsinden vazgeçtik!

Korona testinde Gaziantep nerede Türkiye nerede bir bakın?

Gaziantep Üniversitesi’nin bugüne kadar yaptığı test sayısını hiç merak etmiyor musunuz?

Gaziantep Üniversitesi, maalesef Gaziantep’in korona karnesi kırık tek kurumudur. Bu süreci akamete uğratan kurumların başında gelmektedir.

Daha fazla uzatmayacağım…

Gaziantep, derhal yeni normali yakalamak zorundadır.

Aşı bulunana kadar eski normali unutacağız.

Yine bu yeni normalimize; Valimiz Davut Gül, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Şehitkamil Belediye Başkanı Rıdvan Fadıloğlu, Odalar başta olmak üzere sivil toplum örgütlerine ve iş insanlarımıza büyük görevler düşüyor.

Haydi! Tüm Türkiye’ye “Şimdi Gaziantep’e gitme zamanı” demeye var mısınız?

26 Mayıs 2020 (Ruhi AYTAÇ)

Yorumlar (1)

Yorum Yaz
Kanayan yaramız şehrimizin gözbebeği üniversitemiz Gaziantep sevdalıları birer birer görmeye başladı umarım diğer vekillerimiz bakanımızda görecek bu durumu üniversitemiz siyasetten,ranttan,koltuk sevdasından,kinden arınarak eski ilim irfan yuvasına kavuşacak.
Umutlu28 May 2020 09:25:36

DİĞER YAZILAR

Ali Gür, seni yakarsa, kız kardeşin yakacak!!!

Korona alarm veriyor

Vali Davut Gül’e Kovid’li 19 soru…

Asım Güzelbey’in fendi DEVA’nın yapay zekasını yener!

Ali Babacan’ın önüne gidecek 3 isim kim?

DEVA’ya sanayici başkan

Maske takmayanlara yurtlarda 14 gün karantina uygulansın

Ali Gür’ün 1460 gününü unutmayacağız, unutturmayacağız

Ali Gür ne derse o olur(!)