Koronanın şakası yok

Koronanın şakası yok

Tüm dünya gibi, Türkiye de ikinci dalganın şokunu yaşıyor.

İlk dalgada Türkiye, diğer ülkelere göre çok daha iyi sınav verdi.

Kim ne derse desin, sağlık alanında yapılan yatırımlar, iki ayda hastane inşa eden Türkiye, ilk dalgayı daha az hasarla atlattı.

Gelişmiş ülkeler, maske kavgası verirken… Çin’den gelen kargoları başka ülkeler tarafından çalınırken… Türkiye, bunların hiçbirini yaşamadı.

Aksine, aralarında ABD gibi ülkelerinde olduğu 154 ülkeye pandemi ile mücadelede yardımlarda bulundu.

Maske gönderdik… Yerli ventilatörlerimiz ile nefesleri olduk.

Alınan tedbirler sayesinde, diğer ülkeler gibi salgının yıkıcı etkisini pek görmedik.

Karantina uygulamaları, okulların, camilerin, lokanta ve kafeteryaların kapatılması, devletin ve özellikle belediyelerin korona seferberliği virüsü frenledi.

Ama bir şeyi ıskalıyoruz. Virüs vücudumuza ilk nüfuz etmeye başladığında, bahar aylarıydı.

Havalar ısınmaya başlamıştı. Havaların ısınması, soğuk ve grip hastalıkların dip yapması, virüsle mücadeleye katkı sağladı.

İkinci dalgasını yaşadığımız şu günlerde, sonbahar bitti.. Kış, kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı.

Grip ve soğuk algınlığının yükseldiği şu aylarda, virüs, çok daha sert döndü.

Çember iyice daraldı. Artık yakın çevremizde insanların koronaya yakalandığı haberlerini sıklıkla alıyoruz.

Maalesef ölüm haberlerini daha sık duymaya başladık.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, hafif sendromlarla hastalığı geçirenleri de 25 Kasım itibarıyla listeye ekleyince, ürkütücü bir tablo karşımıza çıktı.

Bugün, vaka sayımız 30 binleri aştı.

Ve her gün üstüne koya koya daha ürkütücü bir hale dönüşüyor.

Son rakamlara bakıldığında, ilk dalgada bir günde görülen vaka sayısının en az 5 katı daha yüksek vaka sayısıyla karşı karşıyayız.

Keza vefat sayılarımız da ilk dalgada gördeğimiz vefat sayılarını aştığımızı gösteriyor.

Böyle vahim bir tablo ile karşı karşıyayken, ilk dalgadaki tedbirleri ivedilikle hayata neden geçirmiyoruz?

Bilanço ilk dalgaya göre çok daha ağırken, karantina neden uygulanmıyor?

Çin’den gelecek aşılar mı, bu yumuşak geçişe anlam yüklüyor?

İyi de en azından o aşılar gelene kadar, ilk dalgadaki tedbirler uygulanamaz mıydı?

Sadece okulların, kafeterya ve lokantaların kapatılmasının virüsün hızını kesmeye yetmeyecektir.

İlk dalga da ne olduğunu bilmediğimiz bu lanet için nasıl bir virüs denilmedi.

Anında sert tedbirler alındı. Evlere kapandık… aylarca iş yerlerimizi açmadık.…

Mart ve nisan aylarına göre virüsü şimdi çok daha iyi tanıyoruz.

Virüsün neler yapabileceğini, en yakımızdaki insanların tedavi sırasında yaşadıkları ve vefat haberleriyle çok daha iyi biliyoruz.

Aşıdan gelen güzel haberler sonrası, Peygamberimizin (S.A.V.) şu hadisini nakletti; “İki hastalığın çaresi yoktur. Birincisi ihtiyarlık, ikincisi ölüm.”

Çin’den 50 milyon doz aşı geliyormuş.

Güzel! Bu 25 milyon insanın aşılanması demek.

Bu 25 milyon aşı, planlandığı takvimde uygulanırsa en erken şubat martı bulacak.

İyi de aşıdan gelen güzel haberler, gidenleri geri getirmeyecek.

Şuandaki tabloyu, nüfusumuza vurun…

Bölün, çarpın, toplayın , çıkarın…

İş, sağlamasına geldiğinde;

Türkiye, son rakamlar baz alındığında ABD ve Hindistan’dan sonra en yüksek vakaya sahip ülke haline geldi.

Şu dakikadan itibaren, bu hale nasıl ve neden geldiğimizi tartışmanın ne yeri ne zamanı…

Türkiye, acil koduyla bahar aylarında uyguladığı tedbirlere ivedilikle geri dönmelidir.

Çünkü karşımızda ölümcül görünmez bir düşman var.

Ve hiç şakası yok.

29 Kasım 2020 (Ruhi AYTAÇ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Temiz medya ve şantajcı gasteciler

Hilmi, ilim kendini bilmektir

FETÖ’de bir kıblemiz yok

Hadsiz Sumudica tam bir Roman

Mehmet Erdoğan en beğenilen milletvekiliymiş de haberimiz yok

Asım, seviyesizlikte dip, yalan söylemekte Nirvana yapmış!

25 Aralık’ta farkını ortaya koyanlar ve kaytaranlar…

Taktakı ile oyunbozan idik, SİHA’larla oyun kuran olduk

Ahmet Selim Ener FETÖ’cü mü, değil mi?