Hangi öğrenme teknikleriyle daha kolay yabancı dil öğrenebiliriz/öğretebiliriz?

Hangi öğrenme teknikleriyle daha kolay yabancı dil öğrenebiliriz/öğretebiliriz?

Yetişkin insanlar 12-13 yaşından sonra yabancı dili sadece öğrenebilirlerken çocuklar 12-13 yaşlarına kadar uygun şartlar sağlanırsa yabancı dili tıpkı ana dilleri gibi edinebilirler.

Okullar yabancı dil eğitimine ciddi kaynak ve zaman ayırmaktadır. Peki, okulların en iyi kaynakları kullanması yeterli olur mu? Bu iş sadece okulun belirlemiş olduğu kaynaklarla mı sınırlandırılmalı? Peki, öğretmenin kullanacağı metotlar neler olmalı? Öğretmen hangi stratejiyi uygulamalı? Öğrenci nasıl bir yöntem izlemelidir? Hangi öğrenme teknikleriyle daha kolay yabancı dil öğrenebiliriz/öğretebiliriz? Dil öğretiminde bir değil o anki ihtiyaca göre birçok yöntem ve yaklaşımlar kullanılmalıdır. Asıl soru: ‘Kazandırmak istediğimiz hedef davranışlar nelerdir?’  ve ‘Bu hedef davranışların nasıl kalıcı olarak öğrenilmesini sağlayabiliriz?’

Başarılı ve etkili öğretimi sağlamak için birçok faktörü göz önünde bulundurmak gerekiyor. Sınıfların özellikle dil sınıflarının kalabalık olmaması, donanım, eğitim materyal ve kaynaklarının yeterliliği, öğretmenlerin teknolojiyi aktif kullanabilmeleri, yabancı dil eğitimine erken yaşta başlamak, öğrenciyi aktif kılmak, nitelikli öğretmenlerin uygun metotları uygulamaları gibi birçok özellik sıralayabiliriz.  

Yabancı dili öğretebilmek veya öğrenebilmek için önce bir dili konuşmak ve kullanabilmek ne anlama geldiğini idrak etmek gerekir.

Tüm canlıların arasında sadece insanlar dil yoluyla bilgi biriktirebilir ve aktarabilirler. Dil gibi bir iletişim aracı olmadan insan kültüründe nesilden nesile bilgi ve kültürü korumak imkansız olurdu. Dilsel iletişim, bir toplumun işleyişi için gereklidir. Dil kullanılmadan, herhangi bir faaliyetin koordinasyonunu hayal etmek güçtür. Latince, Hititçe gibi ölü bir dil değil işlevsel canlı bir dil öğretmek istiyorsak dili ders kitabı ve gramer kurallarından ibaret değil canlı ve işlevsel bir iletişim aracı olarak kullanmayı ve geliştirmeyi öğretmeliyiz.

Çeşitli testleri çözebilen,  ders kitaplarındaki alıştırmaları yapabilen ve verilen metinleri okuyup az çok anlayabilen öğrenciler mi yoksa evrensel bilgiye sahip olan, yani öğrendikleri, çevrelerinde gördükleri, ilgilendikleri her şeyi yabancı dilde ifade edebilen öğrencileri yetiştirmeyi mi hedefliyoruz?

Bisiklet sürmeyi öğrenmek isteyen biri spor, gezinti gibi etkinlikleri amaçlayarak bisikleti bir taşıt olarak kullanmayı öğrenmeyi hedefler. Sağlıklı bir birey bisiklet kullanmayı genelde çok zorlanmadan öğreniyor. Hedef net ve açık ise ulaşılması da yeterince basittir.

Okul öğrenciyi gerçek hayata hazırlar, gelecekte lazım olacak pratik ve teorik bilgileri ve becerileri öğretir; çocuk okulda yabancı dil eğitimi görüyorsa ilerideki zamanda karşısına çıkacak sorunları çözebilmeli, iletişimde bulunabilmeli ve bildiklerini sadece ana dilde değil yabancı dilde de ifade edebilmelidir. Çocuklar öğrendikleri yabancı dili sadece bir ders olarak görmemeliler, ders kitabındaki yapay ve sınırlanmış İngilizceyi değil ABD veya İngiltere’de ilköğretimdeki çocukların kullandıkları İngilizceyi edinmeliler. İçerik odaklı disiplinlerarası yaklaşım bunu verimli bir şekilde sağlayabiliyor.     

Okulda her kademe için seviyesine uygun olarak diğer derslerde verilen bilgiyi yabancı dilde de aktarmak çocuklara yabancı dilin ana dilleri kadar anlamlı ve işlevsel olduğunu gösterir. Ama dikkat edilmesi gereken noktalardan biri derslerin içeriği çeviri şeklinde önce ana dilde sonra yabancı dilde aktarılmamalı. Çeviriye alışan öğrenciler bir türlü yabancı dili doğal bir şekilde kullanamıyorlar. İçeriği olduğu gibi yabancı dilde algılayıp yabancı dilde düşünmeye teşvik etmek gerekiyor ancak o zaman ana dillerinde de olduğu gibi zorlanmadan seri bir şekilde yabancı dili kullanmaya başlıyorlar.

Etkili öğretim için bir tane sihirli metot veya strateji yoktur, farklı yöntem ve yaklaşımların yelpazesi mevcut ve duruma göre uygulanır ancak bugüne kadar yapılan çeşitli araştırmaların sonuçları ve yılların tecrübesine dayanarak içerik odaklı yaklaşımın gerçekten fark yaratabildiği ve eğitimi ve elde ettiğimiz sonuçları çok farklı bir boyuta taşıdığını söyleyebilirim.

Derslerimizde disiplinlerarası materyali uyguladığımız zaman öğrencilerin tutum ve motivasyonlarında pozitif değişimleri ve yabancı dile karşı olumlu tutumları sergilediklerini gözlemleyebiliyoruz.  Çocuklar ilk defa yabancı dili gramer kuralı veya son ünitedeki kelimeleri kullanmak için değil anlamlı bir etkinliği gerçekleştirmek ve bilgilerini paylaşmak ve de tartışmak için değerlendirmiş oluyorlar. En önemlisi dilin yapısına değil içeriğe odaklanarak aynen ana dillerindeki olduğu gibi bağlamsallaştırılmış bir biçimde iletişim kuruyorlar.

21 Haziran 2020 (Aleksandra Çelik)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Dil çeşitliliği neden fazla?