Gaziantep İçin SAĞLIK Vakti...

Gaziantep İçin SAĞLIK Vakti...

Mübarek Ramazan Ayı, tüm Müslüman Alemine, Ülkemize ve Gazi Şehrimizde türlü güçlüklerle mesai veren tüm sağlık çalışanlarına, huzur ve bereket getirsin.

Allah aydınlanmaz beyinlere aydınlık, bu şehre sağlıkta yaşananları reva görenlere nizam, yüreklerine iman, uçkurlarına urban ihsan eylesin.

Yaşamaktan çalışmaktan gurur duyduğum bir şehirde ve camiada, sağlık çalışanlarının “güzelse merkezde çirkinse en ücra ilçede çalışır söylentilerine” neden olan yöneticileri, islah eylesin.

İşimiz Allah’a kaldıysa düşünün bu şehirde Sağlık kimlerin elinde...

Sosyal medya da sağlık dünyası ile ilgili çıkan onlarca güzel haberin içinde “Gaziantep” adını görünce heveslenen yanlarımızı, utanç vesikalarına düşürenlere sahip çıkan güruha sormak lazım...

Nasıl bir aymazlıktır içindesiniz?

Koltukları Şehvetle sahiplenip, Gaziantep sağlığını hiç etmenizin "Özel" bir nedeni var mı?

Sağlığın, şehirde ki ağır abileri, Ankara da ki Vekilleri, ne zaman dur diyecekler bu derdestliğe?

Ülkücü camianın büyük umut besleyip, Meclise temsil için gönderdiği vekili Dr. Muhittin Taşdoğan; bu kadar başıboş bırakıldığı dillendirilen bir şehrin hekim vekili olarak, olup bitenlere neden sessiz kalabiliyorsunuz?

İl başkanıyken her hafta düzenlediğiniz basın toplantılarında, Gazi Şehrin sorunlarını ilgililere duyurup alkış toplarken, vekil seçildiğinizden beri, neden üç maymunu oynuyorsunuz?

"Muhittin Başkan" diye umut ışığı olduğunuz sağlık çalışanlarının, bugüne kadar düğün dernek dışında hangi haksızlıklarında, Meclis ya da Bakanlık nezdinde bir ses oldunuz?

İl Başkanıyken esip gürleyen Reis kimliğinizi, Vekil olunca ki sessizliğiniz ile nasıl taçlandırdınız?

21 Aralık 2017 de İl Başkanı iken düzenlediğiniz Basın Toplantısında "Gaziantep Alarm Veriyor" cümleniz manşetteyken, Gaziantep’in artık hem sağlıkta, hem güvenlikte hem de ekonomi de alarm vermeye başladığını söylediğinizde İl Başkanı olmanız, Vekil olduğunuzda Hekim olan yanınızla yaşanan olumsuzluklara karşı sessiz kalmanızı sağlayan gelişmeleri merak ediyoruz.

Aklına, yüreğine kefil olduğum tanıyıp bildiğim, vekil olmadan önce "Sevgili Kardeşim" amma vekil olduğu için "Sayın Vekilim" diye hitap ettiğim, Sayın Taşdoğan'ın bu cümlelere bir es vermesi gerek diye düşünüyorum.

Zira, cümlelerimin onu yermek için kurulmadığını, Gaziantep de bir "Hekim Vekil" olarak gidilebilecek tek isim olduğunun kendisinin de farkına varması gerektiğini düşündüğüm için soruyorum.

Malumunuz aynı serzenişleri geçtiğimiz dönem, CHP Gaziantep Vekili Dr. Mehmet Şeker'e de seslendirmiş, ancak Sayın vekil Şeker'in de aynı sessizlik içinde kalıp, yaşanan sorunlara neşter vuramamasını üzüntüyle izlemiştik.

Söz konusu vekillik ise Hekimlik bahane dedirten gelişmelerle isimlerin ve fikirlerin temsilde değişmesinin, gelen hizmetlerde bir değişikliğe neden olmadığını görmenin hüznünü yaşamak bizleri üzüyor.

 

Değiştirmeyeceğimiz gerçekleri konuşmayı bir kenara bırakarak gelelim mevzunun esasına...

2003 yılında göreve gelen ve 2010 yılına kadar görevde kalan İl Sağlık Müdürü Dr. Yusuf Ziya Yıldırım'ın gidişi sonrası, Sayın Yıldırım'ın 7 yılda tek başına yaptıklarını, 9 yılda yerine gelen 5,5 ismin neden yapamadığı ve bunun neden sor-gu-la-na-ma-dı-ğı-na...

Yani, 2010 sonrasında Gaziantep İl Sağlık Müdürlerinin (5,5) hikayelerine;

7 yılda Sayın Yıldırım, varlığı ve projeleri ile şehre bir nefes aldırır. Belki de emeklerinin meyvelerini toplamaya başlayacağı zamanda görevinden ayrılarak, onu giderken tek eleştirmekte haklı olduğumuz "bu kenti yöneticisiz" bırakmış olduğu gerçeği ile serüven başlar...

Aslında yiğidi öldür hakkını ver misali, giderken bile yöneticisiz kalmayalım diye son hamlesini yapar Sayın Yıldırım...

Dr. Yusuf Ziya Yıldırım görevi bıraktıktan sonra, 7 yıl boyunca yol arkadaşlığı yaptığı Dr. Serdar Tolay'a koltuğunu devreder.

Yapmak istediklerini, yarım bıraktığı projeleri ve hayallerini, bıraktığı yol arkadaşına, güvenini her ortamda dile getirerek ve gözü arkada kalmadan gidebileceği tek isim olduğunu söyleyerek gider...

Ve lakin; söylenen o ki, Sağlık Bakanlığı pratisyen Hekim olduğu gerekçesi ile (sanıyoruz Sayın Tolay'ın İl Müdürü olmaması için başka bir gerekçe bulunamadığı için) Ağustos 2010 tarihinde, Dr. Ersin Arslan Devlet Hastanesinde Acil Uzmanı olarak çalışan Dr. Yemliha Aksoy'un ataması yapılır.

2012 Ocak ayına kadar görev yapan Dr. Yemliha Aksoy, Gaziantep'te çalışması zinhar yasaklanan telkinleri olduğu söylentileri ile Kilis İl sağlık Müdürlüğüne Ataması yapılarak görevi bırakır.

Yemliha Aksoy, yine söylenenlere göre "bu şehirde bir daha zinhar çalışamaz söylentileri"nin asılsız olması hasabi ve güzel hizmetlerinin karşılığı olarak, şu an da yeniden İl Sağlık Müdürlüğünde Başkan olarak göreve getirilir.

Dr. Yemliha Aksoy'un ayrılması sonrası İl Sağlık Müdürlüğüne, Uzman Hekimden sonra bir akademisyen ve profesör olan Prof. Dr. Metin Karakök Ocak 2012 tarihinde atanır.

Göreve geldiğinde Temel hedefinin "Gaziantep’in sağlıkta akredite edilen bir il haline gelmesi olduğunu ifade eden Sayın Karakök; Bu hedefe giderken her türlü proje ve çalışmalara destek vermeye devam edeceğini, Sağlıklı ve huzur ortamı içinde, bilimle, dostlukla ve iyi hizmetle birlikte bizleri daha da güzel günlerin beklediğini bildiğini söyler. Ama ilk olarak İl Kalite Koordinatörü olarak görev yapan birimi dağıtıp, İl Kalite Koordinatörlüğü görevini "Elektrik uzman kadrosu"nda bir personeli atayarak, şimşekleri üzerine çekip görevine başlar.

Akademisyen yanını, yöneticilik becerisi ile üniversite dışında ki organizasyonda ne yazık ki sergileyemediği ve ekibini kurarken yaptığı isabetsiz tercihlerle kendisini yeterince anlatamadığı hususunda ki söylentiler, alır başını gider.

Ve artık Gaziantep için halının altına süpürülen ve konuşulması zinhar yasak olan mevzular su yüzüne çıkmaya başlar.

Rivayet odur ki, Yetkili Sendika ve İl Müdürü iktidar mücadelesine başlar.

Bu öyle bir mücadele olur ki mahkeme tutanaklarında taraflar birbirleriyle didişir durur.

 

Sayın Karakök'ün mücadelesi kendi ve kurmak istediği sistem için haklılık gerekçeleri ile sabit olsa da, uygulama şekli açısından hatalarla doludur ve çıkmaz bir yola kendisini sevk etmiştir.

"Pratisyen Hekimden İl Sağlık Müdürü olmaz" diyerek çıkılan yolda, Prof. Dr. Metin Karakök 2015’te görevinden ayrılır.

Bu ayrılık sonrası yeniden "Pratisyen Müdür"e dönülür ve Tokat İl Sağlık Müdürü Dr. Sadettin Yazı, Mayıs 2015'de göreve başlar.

Sayın Karakök ile iplerin koptuğu yetkili sendikanın, yeni İl Müdürü "Dr. Sadettin Yazı ile kaybettiği sinerjiyi yakaladığı" söylentileri içinde geçen iki yıl sonunda, İl Müdürüne Kastamonu İl Sağlık Müdürlüğü görevlendirmesi ile teşekkür edilir.

Boşalan İl Müdürlüğü koltuğuna kimselerin haberi olmadan, Kasım 2017'de İstanbul'dan Doç. Dr. Abdulkadir Turgut ithal edilir.

Lakin yeni müdürün sadece 5 ay görevde kalması, neden geldiği ve neden gittiği ile ilgili soruların bile sorulabilmesine fırsat vermemiştir.

Ve Nisan 2018'de Doç. Dr. Abdulkadir Turgut'tan boşalan koltuğa, Gaziantep KHB Genel Sekreteri Uzm. Dr. Ömer Aykut'un atanacağı beklenirken, "Nihayet Yerli Müdür Atandı" gazete manşetleri ile Gaziantep KHB Tıbbi İşler Başkanı olarak görev yapan Uzm. Dr. Serdar Sarıfakı gelir.

Gidenlerin gelenlerin takip edilemediği bir hızda göreve başlayan ve bir yılını tamamlayan İl Sağlık Müdürü Sarıfakı'nın, bir yıl sonunda çok konuşulan özel hastane ziyareti mırıldanmalara neden olurken, İl Sağlık Müdürünün ziyaretler sırasında özel hastane yöneticisinin gazete manşetine düşen "Yatak doluluk oranlarımız çok, yatak sayılarımızın artırılması" taleplerini dinlemesi, dedikodu cümlelerinin kulaktan kulağa akmasına neden olur.

Ve ne yazık ki ulusal medyaya düşen taciz haberi...

Neresinden tutacağımızı bilemediğimiz bir fecaat. Elbette bir meslek gurubunda iyi ve kötü insanlar olabilir. Hayat bu her an başına insanın her şey gelebilir.

Ancak nasıl bir başıboşluktur ki bu gelişmeler manşetten ulusal medyaya sevk edilir.

Gerçekliği bile kanıtlanmamış bir olay, nasıl bir ciddiyetsizliktir ki bu, boncuk bulmuşçasına çarşaf çarşaf gazetelere servis edilir.

Soruşturma açılmış bir konuda doğrusunu yanlışını tartışmak elbette ki bize düşmez.

Burada atlanmaması gereken konu, olayın içeriğinden ziyade, sonrasında ortaya çıkan resim.

Bir kurumda böylesine bir olayın vuku bulmasından başka, doğruluğu/yanlışlığına bakılmaksızın, kimlerin ihmali ile medyatik hale getirildiği, nedenleri ve sorumlularının gözden kaçırılmaması gerektiğidir.

Çünkü, google yaşanan olayı bugün itibari ile "Gaziantep Sağlık Müdürlüğü'nde taciz skandalı!" başlığı ile kayıtlarına eklemiş oldu.

Finalde taciz olmadığı sonucu da çıksa, bir kez sağlık çalışanları birbirini taciz etti dendi...

Bu küçük ayrıntı ile zihinlerimizi açıp, eksikliklerimizle baş başa düşünmeye başlayalım.

12 Mayıs 2019 (Gökhan ÜRKMEZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

ŞAHİN Başka Türlü KAZANDI

Neden “Edep Ya Hu”

Beş yıl olmuş görmeyeli ya da yeniden görüşeli  

Bu bir erdem mi?

Sağlık ve Her Yerde Şiddete SON

Adam Kazandı

Hayat DEVAM ediyor

Suriye de Ne İşimiz Var

Yaşlanıyoruz