DALGA-5

Yeliz Kanmış

DALGA-5

Karanlık odada sırtını dayadı duvara kendini bir dalgayı seyreder gibi yavaşça bıraktı. Bir deniz kenarında dalgaları seyretmek her zaman huzur verirdi insana, huzurun neden olduğu o dalga insanın yaşamına son verecek kadar da güçlü olabilirdi. Deniz sonsuz maviliği ile tüm dertleri alıp götürürken insanı kendine çeken o dalgaya bir kere yapıştın mı kurtuluşu olmaz insanın.

Hem sevdiren hem de öldüren bir şey daha biliyordu R o da insanoğluydu. Yaptıklarını düşündü, yangından sonra aniden gelişen olaylar R’nin hiç beklemediği yollardan geçmesine neden olmuştu. O an yatakta elleri ve ayakları bağlı olan Martı kımıldamaya başladı, R bir an korkudan irkildi ne yapacağını ne diyeceğini bilmiyor, Martı’nın her hareket anında yüreği ağzına geliyordu.

Yerinden kımıldamadan beklemeye devam etti o sırada Martı gözlerini açmış sancılar içinde kıvranırken nerde olduğunu anlamaya çalışıyordu. İçinden geçirdiği karanlık düşünceler gözlerinden birer yaş olarak akıyor ağzını kapayan bez ıslanıyordu. Nefes aldıkça ağzına gelen tuzlu su tadı bezin eski oluşuyla harmanlaşınca damağında oluşan o iğrenç tat sinirlerini bozuyordu. Hareket etmeye çalışmasının tek nedeni karnını savunmaya almak istemesiydi, nazım iyice büyümüş ve artık dünyaya gelmek için sabırsızlanıyordu. Hareketleri arttıkça R huzursuzluk içerisinde kulaklarını elleriyle kapatıp gözlerini sıkıca yumdu cesareti için iç sesine ihtiyacı vardı. Gözlerini kapar kapamaz, taksiye binmek yerine yürüdüğü o akşama gitti aklı.

‘’Yürümeye ihtiyaç duyan R hızlı adımlarla mahalleden çıktı sigarasını keyifle içerken, ‘’her şey tamam sevgilim artık özgürüz bir martının kanadı kadar özgürüz…’’diye konuşarak anayola çıktı. Karşıdan gelen polis arabası hızlıca önünden geçti ardından itfaiye ve onun ardından ambulans sıralı bir şerit gibi geçtiler R’nin gözlerinden, vızır vızır geçen arabaların yanı başında olan R başını kaldırıp gökyüzüne baktı, gece tüm ihtişamlığıyla oradaydı elini uzatmak istedi ve bir sigara yakıp eline cebine koydu. Şuan tek isteği Martı’yı görmekti, işte aynı his yine gelip tam da tohum açan o kurak gönlüne yerleşmişti. Korkuyordu Martı’sız bir gün bile geçirmekten onu alıp götürmelerinden o an durdu.’’ya Martı’yı değil de R’yi alıp götürürlerse işte o zaman Martı’yı tamamen kaybedebilirdi. Aklı bir an da başına gelen R hızlıca kafasına birkaç kere vurarak ne yapacağını bilmeden olduğu yere çivilendi, o an depremler olsa yer yarılsa R bir adım bile atamazdı. İçinde ki kaybetme –kaybedilme- korkusu beynine ateşler gönderen küçük bir şeytan oldu, hızlıca gördüğü ilk taksiye bindi, bu histen kurtulması gerekiyordu ve dermanı o apartmanın ikinci katında olan ve eski yeşil koltuğunda olan mavi gözlü martıdaydı. Mahalleye geldiğinde hissettiği sessizlik tüylerini diken diken etmişti. Kötü bir şeyler olacaktı ve R kötü şeyler olmadan önce Martı’yı güvenli bir yere götürmeliydi. Apartmana girdi, nefes nefes kalmıştı kapıya yanaştı bir eli kapıda bir eli yüreğinde olan R ağlamaya başladı. Korkuyordu o kadar çok korkuyordu ki ufak bir çocuğun hıçkıra hıçkıra ağlamasını kıskandı. Evine çıktı, martını mektubunu iç cebine koydu birikmiş parasını toparlayıp çantaya sıkıştırdı daha önceden hazırladığı ipleri birkaç parça kıyafeti gelişi güzel yerleştirdikten sonra yatak odasında duvara asmış olduğu eski fotoğrafa bakmaya başladı. Fotoğrafta bir kadın, kucağında ki erkek çocuğuyla gülümsemişti. Ellerini kadının siyah örgü saçlarında gezdirdi, kadın mavi gözleriyle R’ye bakıyordu.  Cebine koydu fotoğrafı, kapıdan çıkıp aşağı indi, martının kapısını hızlıca çalmaya başladı saniyeler o kadar zor geçiyordu ki kalp atışları kulaklarında çınlıyordu kapı açılmadıkça daha çok çalmaya başladı bir an kapının ardından gelen o melodi ile kalp atışları yavaşladı, kendini tanıttı martı beyaz geceliği ve hafif dağılmış siyah örgülü saçlarıyla kapıyı araladı, R bir an martının ağzını kapatarak içeri girdi, martının yüzünde yarım kalan gülümsemenin yerine geçen korku karnını savunma hissine dönüştü bir elini karnına götürürken diğer eliyle R’nin elini yakalamaya çalıştı R arkasından kapattığı kapıya yaslanarak, çırpınan kadının küçük bedenine aldırış etmeden mutfağa doğru yürüdü Martı bağırmaya çalıştıkça heyecanlanıyor, elinin altında olan ender elmasa zarar vermek istemiyordu.

Gelmeden önce hazırladığı eteri masanın üzerinde olan beze döktü, bezi Martının ağzına yanaştırdı o birkaç saniye arasında kaçmaya çalışan Martı bir anlık R’nin elinden kurtulurken genzini yakan eterle kendinden geçti, R ani gelişen bu olay yüzünden Martıyı tam tutulmamıştı ve Martı karnını üstüne düşerek yerde öylece baygın uyuyordu, R diz çökerek Martının yanı başına geldi, elleriyle saçlarını düzeltti. Çantasından çıkardığı iplerle ellerini ve ayaklarını bağladı, yerden aldığı bezi cebine koydu, Martının ağzını bağlayarak yerden kaldırdı, göründüğünden daha ağırdı ve bu lanet olası şiş karnı işi daha da bir zorluyordu. Saat gece yarısını geçmişti, bu kokmuş mahallenin uyuyuşunu seviyordu, Martıyı kanepeye bırakıp kapıyı açtı, aşağıya inerek etrafa bakındı kimsecikler yoktu, yolu da çok uzun sayılmazdı bir sokak ötede ki apartmanın bodrum katına gideceklerdi. Hızla geri dönüp Martıyı kucakladı. Merdivenlerden inerken Martı kucağındaydı ve içini kemiren o korku yok olmuştu, karanlığın içinde ilerlerken bir adım sonrasını bile hesaplamayan R ikinci bir zafer patlamasını içinde yaşıyordu. Martı artık onundu ne o yaşlı kadın ne beton duvarlar ne de gündüzün gerçekliği hiçbir şey martıyı ondan ayıramazdı. Bodrum katına inerken ay ışığında son bir kez baktı Martıya, yorulmuştu yüksek bir kaldırımın kenarına oturdu martı kucağında ölü bir kuşa benziyordu. Telaşlanarak bezi çıkardı ağzından kulağını yanaştırdı, derin nefes alış verişleri hissedene kadar bekledi. Bir piyanonun tuşlarından çıkan o eşsiz müziği anımsadı başını yavaşça çevirip bir öpücük kondurdu solgun dudaklara, gülümseyerek ayağa kalktı ve bodrum dairesine doğru kucağında martıyla karanlıkta kayboldu. R iki şeyden çok emindi birincisi bir daha kimseyi Martı kadar sevemezdi ikincisi ise karanlık her şeyi saklamayı başarırdı.

2 Temmuz 2020 (Yeliz Kanmış)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DALGA 4

Dalga 3

Dalga 2

Dalga 1. Bölüm