DALGA 4

Yeliz Kanmış

DALGA 4

“ gökyüzü, günaydın lanet ev ve günaydın benim güzel martım.” R mutlulukla kahvaltısını yapıp bir sigara yakarak en sevdiği ‘’Frank Sinatra – myWay-‘’ müziğini açıp koltuğuna kuruldu. Gözlerini tavana dikip geceyi düşündü, gülümsemesine engel olamıyordu sessizce mırıldanmaya başlarken söyleyeceği cümlenin ağırlığı altında bir an ezildi itiraf edip edememekte bocalarken kahkaha atarak şöyle söyledi; Seni seviyorum!

Bu cümleyi kullanmayalı yıllar olmuştu. Bundan yıllar önce R daha gençken postanede işe başlayan Selvi’ye karşı beslediği duygularının yoğunluğuna daha fazla katlanamamış ve soluğu Selvi’nin yanı başında almıştı. Toyluğun verdiği acemicilik ile başladığı cümlenin ortasında Selvi R’yi susturup başından defetmişti. O anı hakkında hatırladığı son cümle ‘seni seviyorum’du. Daha sonrasında Selvi ortadan kaybolmuş R büyük bir depresyona girerek birkaç ay evden çıkmamıştı. Şuan konu Martı’yken korktuğu tek şey onu kaybetmekti. Eğer öyle bir şey olursa R depresyonla bu olayı atlatamaz ve ölüme en kısa yoldan ulaşmak için elinden geleni yapardı. Bunun bilen R o cümleden sonra uzandığı koltuktan doğruldu bir şeyler yapmalıydı,  Martı’yla buralardan uzakta yalnız ikisinin yaşayacağı bir yere gitmelilerdi. Havanın güzelliği,  Martı’nın mavi gözleri, nergis kokulu teni içini bayram sevincine bıraktı tekrar balkona doğru yürüdü sandalyesine kurularak dışarı izlemeye başladı. Şimdiden akşam için heyecanlanıyor avuçlarının içinde siyah saçların hayalini kuruyordu. Bir an ince bir müzik dayandı kulaklarına ve burnuna gelen nergis kokusu hemen başını çevirdi sokak kenarında Martı elinde pazardan aldığı birkaç yeşillik ve meyve gülümsüyor –gülümsedikçe aşağıdan yukarıya bir yol oluşuyor. Bu yolda nergisler, papatyalar iç içe R ye doğru ilerliyordu- R gülümseyerek izliyordu Martı’yı kimle konuştuğunu merak ederek ayağa kalktı ve Martı’nın yanında yürüyen elinde birkaç poşet olan yaşlı kadını gördü. O an içi karardı kadını daha önce görmedi bundan emindi kimdi diye düşünürken ilk akşam okuduğu mektup geldi aklına ‘’cicianne!’’

Akşam olmuş R hala balkonda oturarak yolu gözlüyor ve yaşlı kadının çıkmasını bekliyordu. Yaşlı kadın çıkmamıştı ve R hala balkonda oturuyordu. Olay canını o kadar sıkmıştı ki burnundan soluyarak bir şeyler mırıldanıyordu. Gece yarısına doğru mahalle uykuya dalınca balkondan içeriye doğru geçti yaşlı kadın çıkmamıştı. Duyduğu hayal kırıklığı ile evden çıktı merdiven boşluğunda derin derin nefes alarak Martı’ya doğru ilerledi kapı önünde duran yabancı ayakkabıya baktı. Gözleri yabancı bu ayakkabılarla bir uçurum kurdu uzadıkça uzayan bu uçurum sonunda Martı’nın olmayışı nefes alamamasına neden oldu hızlı hızlı solumaya başlayarak dışarı çıktı. Gecenin serin havası ciğerlerini doldururken gözleri yaşardı. Parka doğru yürüdü daha önce yaslandığı ağacın yanında durup pencereye bakmaya başladı ışıklar sönüktü ve Martı oradaydı. Birkaç adım ötesinde huzur duruyor ama R gidemiyordu. Bu yaşlı kadın R’ye sorun olacaktı ve Martı’yla arasında hiç kimse olmamalıydı. Bu sorun ortadan kalkmalıydı R hafif gülümsemesiyle bir sigara yaktı

R gözlerini hafifçe araladı güneş ha doğdu ha doğacaktı iki büklüm bedenini esneterek kendine gelmeye çalıştı. Ayağa kalkarak uyuşan bacaklarının hareket etmesi için birkaç adım attı, başını kaldırıp pencereye baktığında martının hala uyuduğunu düşündü, hızlı adımlarla apartmana doğru yürürdü, merdivenlerden çıkarken düşündüğü tek şey o yabancı ayakkabıların yok olmasıydı. Ayakkabılar kapıda R’ye gülümsüyordu. Bir an duvara vurduğu yumruğun etkisiyle kendine geldi. Canı yanmış eli kanamıştı. Ayakkabıları aldığı gibi duvara fırlattı, özlüyordu Martı’yı olduğu yerde oturdu kanayan elini kapıya dayadı birkaç saniye de olsa sıcaklığını hissetmek istedi ama olmuyordu. O yaşlı kadın bir duvar gibi girmişti aralarına yapacak tek bir şey vardı balkona çıkıp yaşlı kadını beklemeliydi. Ayağa kalkarak eve gitti üstünü değişerek balkonda oturmaya başladı. Güneş doğmuş mahalle hareketlenmişti. R hala balkonda oturuyordu ufak masanın üzerinde kirli çay bardağı yarım kalan simidini birkaç izmarit dışında martının mektubu vardı, elinde tuttuğu zarfın üzerinde ki martıya dokunuyordu. İç sesi susmuş sükûnet içerisinde bekliyordu. Öğlene doğru demir kapının sesi geldi aşağıya bakarken yaşlı kadının elinde birkaç torbayla çıktığını gördü, el sallıyordu. Elinde ki zarf düşmüştü ayağa kalkarak sevinçle kadına baktı yaşlı kadın ilerlemeye başladığında R koşarak çantasını kaptığı gibi merdivenlerden inmeye başladı. Sokağa çıktığında yaşlı kadın köşeyi dönmek üzereydi, sırt çantasını takttı bir sigara yaktı, gökyüzüne baktı başını indirirken martının penceresine bakmayı da unutmadı. Yavaşça ilerlemeye başladı. Dolmuştan indiğinde yaşlı kadın hala önünde ilerliyordu, sessizce takibe devam etti heyecanlanıyor içi kıpır kıpır bir sigara yakma derdiyle heyecanını bastırmaya çalışıyordu. Yaşlı kadın 2 katlı eski bir apartmana girdiğinde sigarasını yere attı alt katın ışıkları yanmıyordu beklemeye başladı emin olmalı ve sessizce halletmeliydi bu işi, ışıklar yanınca R yoluna devam ederek postaneye doğru yürüdü. Giderken kurduğu en az on plandan vazgeçmiş en iyisi hiçbir şey düşünmemek diyerek odasına girdi. Eline aldığı beyaz kâğıda bir şeyler yazmaya başladı bir yandan terliyor bir yandan karnında ki kelebeklerin özgürlüğü için derin derin nefes alıp veriyordu. Mektubu bitirip zarfa koydu. Üzerine adresi yazarak soyunma odasından şapka, çanta ve ceket alarak hızlıca çıktı. Taksiye atlayıp birkaç sokak ötede indi. Karanlık çökmüştü hızlı adımlarla apartmanın önüne geldi etrafa bakınarak ceketini ve şapkasını taktı, apartmandan içeri girerek birkaç basamak çıktı ayakları ve elleri titriyordu. Koşarak dışarı çıktı pişman olup tekrar içeri giderek kapıyı çaldı yaşlı kadın birkaç dakika sonra kapıyı açtı.R Yılmaz’dan mektup geldiğini acil olduğunu o yüzden hemen getirmek zorunda olduğunu anlattı ne de olsa kadın yaşlıydı ve bu saçma bahaneyi sorgulamayacaktı.Kadın gözlerinin içi gülerek elini uzattı R hafif kekeleyerek eğer okuyamıyorsa onun için okuyabileceğini söyledi,bu iyilik için ısrar etti ve gönderen kişinin annesinin okuma yazma bilmediğini ve yardımcı olmaları için ısrar ettiğini anlattı. Yaşlı kadın gözleri dolu dolu sarıldı R’ye içeri davet etti. Bu ev eski eşyaların olduğu ve hastalık gibi garip bir kokunun hakim olduğu bir yerdi R kadının gösterdiği yere oturdu, kadın suyu getirip R’nin yanı başında oturdu elinde ki zarfı bağrına basıp R’nin suyu bitirmesini bekliyordu R bir yandan suyunu içerken bir yandan etrafa bakıyordu, bardağını yavaşça yere bıraktı. Yaşlı kadın elinde ki zarfı R’ye uzattı bir yanda n kötü haber olmaması için dua ediyordu. R mektubu zarfından çıkardı, kafasını koridora çevirerek tuvaleti sordu yaşlı kadın hayal kırıklığı ile tarif etti tuvaleti R hemen geleceğini söyleyerek ayağa kalkıp yavaş adımlarla koridora çıktı. İlerlerken mutfak masası üzerinde duran yarım kalmış çocuk yeleği ve bir yumak ipi gördü-içinde oluşan kıskançlık duygusu bir anda gözlerinin önüne Martı'nın karnında ki bebeği getirdi o da mı sorun olacaktı Martı'yla arasında ki mutluluğa- hızlıca yeleği ve yumak ipi alarak tuvalete girdi. Kapıyı kapatıp aynadan kedine baktı kızarmış suratı ve terli alnı altında kalmış çirkin burnu dışında pek bir şey göremedi. İpleri hızlıca açıp kat kat uzunlamasına sardı. Yavaşça kapıyı açtı kalp atışları boğazında hızlıca atıyordu ve bir uğultu yerleşti kulaklarına o uğultuyla beraber tüm heyecanı gitti kendini ikinci kez kuş gibi hafif hissetti yavaşça yaşlı kadının oturduğu odaya geldi, kadın elinde mektup okumaya çalışıyordu. Bir kaç adım daha atarak yaşlı kadını tam arkasına geldi elinde ki ipi gerdi ve aniden yaşlı kadının boynundan geçirdi. Yaşlı kadın ne olduğunu anlamadan nefesi kesilmeye ve o ufak bedeni çırpınmaya başlamıştı. R dişlerini sıkarak ‘’sorun yok, sorun yok’’ diye söyleniyordu. Hareketsiz kalan yaşlı kadının elinde ki zarf kanepenin üstüne düştüğünde R nefes nefese kalmıştı. İpi cebine koyup zarfı eline aldı alt köşesine çizdiği martıya baktı. İşte bu kadardı üstünü değişip çantasına koydu mutfağa gidip ocağı açtı.’’Nede olsa ateş her şeyi gizlerdi.’’ Küçük benzin kutusunu tuvaletin kapısına, koridora, yaşlı kadının üstüne döktü.  Su içtiği bardağı alıp yavaşça kapıya yanaştı son benzini kırmızı mendiline döküp bardağın içine koydu koridorun başında mendili yakıp arkasına bakmadan hızlıca uzaklaştı, taksiye bindiği mahalleye geldiğinde ufak bir zafer patlaması duydu.

2 Mart 2020 (Yeliz Kanmış)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

DALGA-5

Dalga 3

Dalga 2

Dalga 1. Bölüm