Türkiye’nin Vuhan’ı oluruz

Gaziantep-Kilis Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. Ramazan Sürücü, Türkiye’de genel olarak düşen KOVİD-19 vaka ve ölüm sayılarının umut verici olduğunu, Gaziantep’te yaşanan artışın ise endişelendirdiğini söyledi.

Türkiye’nin Vuhan’ı oluruz

Kentte, Mayıs ayında yeni vaka sayısının 6-7 kat arttığını ifade eden Sürücü, “alınan tedbirler ve cezai uygulamaların, İlimizde ilgili kurumların bütün çabalarına rağmen işe yaramadığını üzülerek görmekteyiz. Böyle gidersek Türkiye’nin Vuhan’ı oluruz” dedi.

TÜRKİYE’DEKİ VAKALARIN YÜZDE 6’SI GAZİANTEP’TE ORTAYA ÇIKIYOR

Gaziantep’te artan koronavirüs vaka ve ölümlerin ardından yazılı bir açıklama yapan Sürücü, önemli uyarı ve tavsiyelerde bulundu. Türkiye’de yeni vaka sayılarında ve ölüm sayılarındaki düşüşün umut verici ve sevindirici olduğunu kaydeden Sürücü, bunun yanından Gaziantep’te ki artışın ise endişelendirdiğini ifade etti. Türkiye geneli için son günlerde açıklanan günlük yeni vakanın  yüzde 5-6’sının Gaziantep’te ortaya çıktığını belirten Sürücü, şunları kaydetti: “Ülkemiz için ifade edilen genel iyilik halinin aksine kentimizde,  Mayıs ayı başından bu yana yeni vaka sayısı 6-7 kat artmıştır ve maalesef artmaya da devam etmektedir. Bu artış endişe vericidir. Öyle ki Türkiye geneli için son günlerde açıklanan günlük yeni vakanın  %5-6’sı kentimizde ortaya çıkmaktadır.”

CEZALAR İŞE YARAMADI

Sürücü, merkezi idarenin önerileri doğrultusunda alınan tedbirler ve cezai uygulamaların, İlimizde ilgili kurumların bütün çabalarına rağmen işe yaramadığına dikkat çekerek şöyle devam etti: “R0” yani temel üreme kat sayısı 1’in altına düşmeden,  toplumda salgın bitmiş, tehlike geçmiş gibi algıya neden olacak mesajlar, normale geçiş amacıyla kısıtlamaların erken gevşetilmesinin doğru bir yaklaşım olmadığı,  Özellikle normalleşme adına 11 Mayıs tarihinin kentimiz için çok erken ve sorguya muhtaç olduğu konusunda il kamu idaresini ve pandemi kurulunu uyarmış, tarihsel sorumluluklarını hatırlatmış idik. Şu an gerçekten de haklı çıkmış olmayı istemezdik.”

“İYİLİK HALİ ALGISI” YARATILDI

İdarecilerin halka sokağa çıkmayın derken, sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmediğini savunan Sürücü, şunları aktardı: “Sunulan sanal iyilik halinin toplumda yarattığı algı nedeniyle; özellikle sokağa çıkma yasaklarını takip eden günlerde yakın temaslı, korunmasız, çok yoğun nüfus hareketliliğinin olması, fabrikaların açık olması (organize sanayide 49 işletmede pozitif vaka saptandı) , halkımızın bir kısmının uyarılara rağmen  kurallara uymaması, duyarsız davranması,  eş-dost,  akraba toplantıları artışta önemli faktörlerdir. Burada halkımızı eleştirirken; yine esas sorumluluğun hükümette, il kamu idaresinde ve il pandemi kurullarında olduğu gerçeğini gözden kaçırmamak gerekiyor. İdarecilerimiz her ne şekilde olursa olsun halkımızın sağlığını korumak zorundadırlar.  İdarecilerimiz halka sokağa çıkmayın derken, sosyal devlet olmanın gereklerini yerine getirmeyerek, zorunlu üretim yapan işletmeler dışında kalan fabrikaları kapatmayarak ve sanal bir iyilik hali algısı yaratarak, halkımızın sürece aktif katılımını sağlayamamıştır.  İlgili kurumlar gereken sorumluluğu almayarak; salgının faturasını yoksul halka, işçiye ve sağlık çalışanlarına yüklemeye çalışmaktadır.”

Söz konusu toplum sağlığını olunca sorumluluğun sokağa bırakılmaması gerektiğini belirten Sürücü, şu önerilerde bulundu: “

 

Sürecin en başından beri verilerin İl İl, yaş, cinsiyet, risk grupları vb detayları içermesini ve şeffaf olarak paylaşılmasını ve salgınla ilgili genel tedbir ve uygulamaların kentimizin salgın dinamiklerine göre özelleştirilmesini önerdik ve bu önerimizde ısrar ediyoruz.  Tekrar söylüyoruz, söz konusu toplum sağlığı ise sorumluluk sokağa bırakılamaz.  Kurumlar kararlı davranmak zorundadırlar.

Geldiğimiz noktada Ülkemizin Vuhan’ı olmamak adına;  İl pandemi kurulumuz,  yeni tedbir ve uygulamaları planlarken ekonomik ve siyasi kaygılarla değil, halk sağlığı ve epidemiyoloji biliminin gerekliliklerine göre, kentimizin demografik, sosyo-ekonomik ve kültürel yapısıyla birlikte, salgın dinamiklerine göre hareket etmelidir.  Zorunlu üretim ve tedarik zincirindeki işletmelerin dışındaki üretim faaliyetleri gözden geçirilmelidir.

Kentimizdeki  filyasyon ekipleri  ve test sayısı hızla artırılmalı, hayalet taşıyıcılar saptanmalı, sosyal izolasyon ve kısıtlama süreçleri lokalleştirilmelidir.

Kentimizin genelinde maskesiz dolaşım kısıtlanmalı, yasak olmayan günlerde bile yoğun nüfus hareketliliğini engelleyecek tedbirler alınmalıdır.

AVM’lerdeki klima sistemleri acil ve yoğun bir şekilde denetlenmeli, ilgili meslek odalarının uyarıları ve destek çağrıları dikkate alınmalıdır.

Halkın panik-rehavet duygu ve davranış dengesi  toplum psikoloji ile ilgili bilimsel veriler kullanılarak dengelenmeli, var olan gerçeklikten hareketle  sanal iyilik duygusu yaratılmamalı, akademik meslek odalarının, sivil toplum örgütlerinin ve kanaat önderleri in sürece katılımı sağlanmalıdır.

Kentimizle ilgili salgın verileri bilimsel değerlendirme amacıyla detaylı ve şeffaf bir şekilde ilgili kurumlarla paylaşılmalı ve tüm kurumlar sürecin yönetimine dahil edilmelidir.

Artan vaka sayısı göz önünde bulundurularak, sağlık alt yapısı organizasyonu güçlendirilmeli, sağlık çalışanlarının standartlara uygun kişisel koruyucu ekipman eksiklikleri giderilmeli, stoklar güçlendirilmeli, sağlıkçılara rutin tarama testleri yapılarak sağlık çalışanlarının sağlığı korunmalıdır.

Sayın halkımızı uyarmak isteriz. Her bireyin hem kendi hem de çevresinin sağlığını koruması akli ve vicdani bir görevdir. Aksi davranışlar kanunen yasaktır ve en önemlisi kul hakkına girer. Evet sıkıldık, ekonomik ve psikolojik olarak zorlanıyoruz. Haklısınız! Ama kentimizin salgın gerçekleri asla rehavete kapılmamızı kaldıracak durumda değildir ve Covid19 asla hafife alınmamalıdır.  Biraz daha sabır etmemiz gerekiyor. Lütfen sosyal izolasyon, fiziki mesafe ve kişisel korunma tedbirlerine uyalım, uymayanları uyaralım.  Hiç kimsenin verilen emekleri heba etmeye hakkı yoktur.

Unutmayalım ki salgın sadece ilgili kurumların ve sağlık çalışanlarının çabasıyla bitirilemez.  Ancak ilgili kurum- kuruluşlar ve halkımız hep birlikte hareket edip, sorumluluk alarak ve emek vererek bu salgını yeneceğimize kimsenin kuşkusu olmasın.”

28 Mayıs 2020 (Talip Öztürk)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz