Şarklı’dan o çağrıya suç duyurusu

Kemal Özer’in üstlendiği Yeni Hayat adlı dergi 27 Temmuz tarihli sayısında hilafet çağrısı yaptı.

Şarklı’dan o çağrıya suç duyurusu

Söz konusu yayın hakkında Gaziantep Baro Başkanı Bektaş Şarklı, Yeni Akit Gazetesi Yazarı Abdurrahman Dilipak ve Yeni Hayat adlı dergi hakkında Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulundu.

Genel yayın yönetmenliğini Kemal Özer’in üstlendiği Yeni Hayat adlı dergi 27 Temmuz tarihli sayısında hilafet çağrısı yaptı. Derginin 27 Temmuz-2 Ağustos tarihlerini kapsayan sayısını Abdurrahman Dilipak yorum yapmadan paylaştı.

‘HİLAFET İÇİN TOPLANIN’

Derginin kapağında, “Şimdi değilse ne zaman, sen değilsen kim? Hilafet için toparlanın” sözlerine yer verildi. Kapağın üst kısmında ise Ayasofya’nın artık ibadete açık olduğu spot olarak verildi. Gaziantep Baro Başkanı Bektaş Şarklı,  Hilafet çağrısı yapan dergi için suç duyurusunda bulunduğunu bildirdi.

Gaziantep Baro Başkanı Bektaş Şarklı, Gaziantep  Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu şikayet dilekçesinde şu ifadelere yer verdi: “ 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 216. Maddesinde düzenlenen halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçu, TCK Madde 313 Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silâhlı İsyan Suçu , savcılıkça re’sen tespit edilecek diğer suçlar.  Şüphelilerin işledikleri suçlar   sebebiyle gerekli tahkikatın yapılarak kamu davası açılması talebinden ibarettir. Şüpheliler sahibi,sorumlu müdür oldukları Yeni Hayat dergisinin kapağında "Hilafet için toparlanın" , "Şimdi değilse ne zaman ? Sen Değilsen Kim?" şeklindeki ifadelerle aleni bir şekilde hilafet çağrısında bulunmuşlardır. Anayasanın  2. maddesinde; “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, lâik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”şeklinde düzenlenmiştir. Bilindiği üzere ülkemizde Hilafet 3 Mart 1924 tarihinde çıkarılan kanunla kaldırılmış ve Türkiye Cumhuriyeti " LAİKLİK" ilkesini benimsemiştir. Diyanet İşleri Başkanı makamında oturan Ali ErBAŞ'ın Cumhuriyetin kurucusu Atatürk'e camii açılışında lanet okumasının ardından,  Anayasasında Laiklik ilkesinin yer aldığı bir ülkede Hilafet çağrısının gelmesi de kaçınılmazdır. Hilafet çağrısı yapılması ayrıca Anayasasında "Laiklik" ilkesinin geçerli olduğu bir ülkede Anayasaya karşı  toplu kalkışma ve darbe  çağrısı anlamını da içermektedir. 15 Temmuzda darbe teşebbüsünü gerçekleştirmek isteyenlerin de benzer amacı taşıdıklarını Cumhuriyet savcıları da artık görmeli ve buna göre değerlendirmelidir. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine Karşı Silâhlı İsyan Suçu TCK Madde 313 (1) Halkı, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silahlı bir isyana tahrik eden kimseye onbeş yıldan yirmi yıla kadar hapis cezası verilir. İsyan gerçekleştiğinde, tahrik eden kişi hakkında yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur." şeklindedir.

İlgili maddenin gerekçesinde "Madde metninde halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetine karşı silâhlı isyana tahrik, suç olarak tanımlanmaktadır. Silâhlı isyan, Devlet otoritesini yok etmek amacını ifade eder.Suçun oluşması bakımından önemli olan husus, halkı “silâhlı olarak” maddî bir fiile kışkırtmaktır.

Suçun oluşması için, isyana tahrik fiili yeterlidir; isyanın gerçekleşmesi şart değildir..."

4-İfade özgürlüğüne ilişkin sınırlama şeklinde nitelendirilebilecek bir düzenleme olan 5237 sayılı Kanun'un 216. Maddesi şu şekildedir:  “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama Madde 216- (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.''

TCK 216. Maddede yer alan halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama suçunu şüpheliler organize bir şekilde birlikte  işlemiştir. Şüphelilerin bunu yayın organlarını kullanarak çağrı yapmalarıyla da , aleniyet unsuru gerçekleştiğinden, suçun nitelikli hali vücut bulmuştur. Kin ve düşmanlığa ilişkin olarak maddenin gerekçesinde, husumet beslenen konuya  karşı tasarlayarak zarar vermeye, öç almayı gerektirecek şiddette nefret duymaya yönelik hareketlerin zeminini oluşturan psikolojik hâl şeklindeki açıklama bağlamında, yalnızca şiddet içeren ya da şiddeti tavsiye eden tahriklerin, bu düzenleme kapsamında değerlendirilebileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte, kin ve düşmanlığa tahrik yeterli olup, tahrik edilen halk kesiminin ayrıca kin ve düşmanlık içeren fiiller icra etmesine gerek bulunmamaktadır. (İzzzet Özgenç, “Suç Teşekkülü, Düşünceyi Açıklama ve Örgütlenme Hürriyeti”, s.61)  5- Yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığı üzere, şüphelilerin yaptığı yayınlar sebebiyle tahkikat yapılarak haklarında  kamu davası açılmasını talep etme ve Cumhuriyet Savcılarını göreve çağırma zorunluluğu doğmuştur.”

27 Temmuz 2020 (Talip Öztürk)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz