Son Günlerde & Kadın Dediğin Erkek

Son Günlerde & Kadın Dediğin Erkek

Günlerdir haber bültenleri acımazsızca işlenmiş cinayetleri, birbirini kovalayan gudubeleri gösterip duruyor.

O kadar hoş görülü, o kadar komşusu açken tok uyumayan bir millettik ki ne hale dönüşüverdik. İnanması mümkün olmayan bir karabasan içindeyiz.

Kimse kimseye tahammül edemez halde...

Sabır taşlarımız çatlamış, kırmızı görmüş boğa gibiyiz.

Hepimiz gergin, hepimiz tedirgin, hepimiz korkak, hepimiz katil gibiyiz...Hepimiz erkek oğlu erkek gibiyiz.

Bir melek gibi görünen insanların birden canavara, zaten canavar olanların da aklının alamayacağı karanlıklara koşar adım gidiyoruz.

Bu kadar şiddet, bu kadar nefret, hangi ara serpildi yüreklerimize bilen beri gelsin.

Sağlık çalışanları öldürülürken sessiz kalanlar, sokakta kadına şiddet yapılırken karı-koca arasına girilmez diyenler, terörle kaybettiğimiz şehitlerimizi bile alışıldık tepkilerle kabullenenler, güpe gündüz ellenip taciz edilip otobüste tekmelenen kadınlarımız için haketmiş-mini giymişlerle görmezden gelip, hep birlikte ne kadar güzel bir uyku halindeyiz.

Bizim vah vah diyebilmemiz, gözümüzü açıp görebilmemiz için, bir şiddet olayının ancak sansasyonel bir dedikodu yumağı içinde verilmesi ne kadar acı...

Ne kadar acı bu duyarsızlığı kadınımızla erkeğimizle yok sayışlarımız.

Sosyal bilimciler, toplum mühendisleri, psikiyatristler, üniversiteler neden çıkıp ey halkım neler oluyor? Artık kendinize gelin. Yeter ama demiyor?

Hepimiz uyuyoruz anladık da bilim-ilim sizde mi uyuyorsunuz?

Ne olması gerek?

Kimin dur demesi gerek?

Bu haleti ruhiyetimizden kimlerin bir hesaba girmesi gerekse lütfen artık birileri bir şeyler yapsın.

Derken, bir meşale yaktı aslında cesur bir kadın.

Düşünsenize, karnında doğmamış bir bebe, belki kafasında binlerce sorular...

Çıktı ve bir açıklama yaptı.

Anlayana çok, anlamayana yok daha neler dedirten türden.

Filiz Vatan cinayeti?

Geride kalan bir eş ve doğmamış bebesi...

"Sevgili eşim, bebeğimin babası, karakteri, güler yüzlülüğü, adamlığı, iyi kalpliliği, hiç bozmadığı çizgisiyle tüm Türkiye'nin ve hepinizin çok sevdiğini bildiğim; bir çoğunuzun mesai arkadaşlığı yaptığınız Vatan Şaşmaz'ın ardından hepinizin benden bir açıklama beklediğinin bilincindeyim. Gerek konunun hassasiyeti, gerek yaşadığım tarifsiz acı ve hissettiklerim dolayısıyla söyleyecek çok fazla sözüm olamıyor maalesef. Söyleyebileceğim ve bildiğim tek şey; en değerli varlığım eşim Vatan'ın, her zaman kalbimde, her zaman bizimle olacağıdır..."

TV da evlendirme programlarında, zengin koca arayan, dokuz ay karnında taşıdığı çocuğunu çöp konteynırı içine bırakan, çocuk da yaparım kariyerde diyerek yavrucuğunu psikopat bakıcılar elinden gizli kameralar yardımıyla çekip alan annecilik oynayan bir kadın değil bu kadın.

Sırtında top mermisi taşıyan Türk milletinin Milli Mücadele yıllarındaki kadın kahramanlarından Seydilerli Şehit Şerife Bacı gibi bir kadın.

İnebolu’dan kağnılara yüklenen cephaneleri Kastamonu’ya götürmek için harekete geçen Şehit Şerife Bacı...

Çetin geçen kış şartlarında Kastamonu Kışlası’na yaklaştığı esnada top mermileri ıslanmasın diye kazağını mermilerin üzerine örtmüş, yavrusu ölmesin diye de üzerine abanmış ve soğuktan donarak şehit olmuş, çocuğu ölmesin diye ölene kadar vücut sıcaklığını çocuğuna vermiş Şerif'e Bacı gibi bir kadın.

Kaçımızın başına, bu kadının başına gelen gelir ve kaçımız bu kadının yaptığı açıklama ile ortalığı derleyip toparlarız.

Kim bilir içinde ne fırtınalar koparken, kaçımız bu kadın gibi bu açıklamayı kamuoyu ile paylaşırız.

Bizi bu çukurdan kurtaracaksa bu kadın ve bu akıl değil midir?

Gidenin ardından ağıt yakmaz,

Gidenin ardından çirkef saçmaz,

Gideni uğurlarken günahı sevabı haklılığı haksızlığı ile çocuğunun babası dediği adamı böylesine kucaklarsa öfke barınır mı yetişen yüreklerde?

Ne yaşandı, neden yaşandı? sorularına cevabı olmasa da sorup bir cevap bulamasa da uçup giden yoldaşının anılarını tertemiz tutması ne büyük erdem.

Evladına babasını anlatırken, varsa bir acısı, varsa bir kırgınlığı, varsa bir öfkesi içine akıtıp, baba evlat dengesini bozmazsa o evlat öfkeyle mi büyür karışır aramıza?

Kadın olmak Ana olmak, aldatılmış olmak, hor görülüp yok sayılmak, itilip kakılıp küfür dolu bir hayata mahkûm bırakılmış olmak olsa bile bir zamanlar vazgeçilmezi olana, karalar saydırınca mı düzelir yaşananlar?

Kadın ya da erkek olmak değil mesele.

Kadın da yapsa erkek de yapsa bu duruşu sergileyebilecek görgü gelenek ve asalet de olacaksın işte.

Ölen öldü ve sırlarıyla gitti.

O odanın içinde konuşulanlar kimin haklı olduğunun bir delili bile değilken geri de kalan eşin bu açıklamasının ders çıkarılası tarafını almak gerek.

Bugün uğruna öldüğümüzü söylediğimiz aşklarımızın, yok oluşlarının ardından ne kadar alçalıp ne kadar zavallı hale düştüğümüzü, intikam hırsıyla parçalamaya ant içtiğimiz birilerini ne kolay harcayıverdiğimizi hatırlatan bir örnek...

İki dostun, iki sevgilinin, iki eşin birlikteyken dünyaya, ayrıldıklarındayken birbirlerine, nasıl hunharca saldırdığını gören gözlerimizle bu kadına bir kez daha bakalım.

Bakalım ve ne büyük erdem, ne büyük vefa, ne büyük asalet içinde her şeyi bilen aklına rağmen, her şeyi yaşayan kalbine rağmen ve her şeye belki de şahit olan gözlerine rağmen, giden eşe nasıl bir sahip çıkış sergiliyor görelim lütfen.

Yasemin Adalı Şaşmaz, sen bu milletin uzunca zaman daha, aklında kalacak asil duruşun ve yazdığın bu açıklama notunla Kadın ve Ana olmak adına bir tarih yazdın.

"Yuvayı dişi kuş yapar" diyen bir milletin evlatları olarak, dişi kuşlarımız yenilse de puşlara, yuvasını sonrasında korumayı seçsin dedirten tavrınla umarım unutulup gitmezsin.

Gidene küfretmeyi karalamayı sövmeyi değil, senin gibi asil ve zarif nüktedan cümlelerle dik durabilmeyi bir ahlak halinde bu millete benimsetebilirsin.

Vatan yazdıklarını okuyor olsaydı koşar gelir, sarılırdı boynuna.

Çok yaşa uzun yaşa doğacak güzel yavrunla mutluluk içinde yaşa asil kadın.

Başın sağolsun.

4 Eylül 2017 (Gökhan ÜRKMEZ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Sağım Solum 30 Ağustosum

Yönetici Ol-Bul-Mak

3 Mayıs’ı Anla(t)mak

"Gaziantep uşağı ve aşığı" Ömer Aykut.

Yüz(ME) Havuzları Denetleniyor mu?

Meydanlara Çıkan Yüzsüzler…

15 Temmuz Medyası ve Gül-Enleri…(V)

15 Temmuz Medyası ve Gül-Enleri…(IV)

15 Temmuz Medyası ve Gül-Enleri…(III)