Mehtap Yılmaz ölümü öp, gel bizde yaz!

Mehtap Yılmaz ölümü öp, gel bizde yaz!

Vah vah…

Çok üzüldüm!

Gazete kovmuş seni!

Allah, kimseyi sizin düştüğünüz duruma düşürmesin!

İçimden tıpkı senin yaptığın gibi Yeşilçam repliğiyle; “Nayır, nolamaz” diye haykırmak geliyor!

Sakın Küçük Emrah moduna girmeyesin!

Başını dik tut!

Sakın ağlayıp sızlanma!…

Sana yazı yazacak gazetemi yok!

Hiç üzülme!

Biz, ne güne duruyoruz!

Son tahlilde eşinle hemşeriyiz!

Düşene bir tekmede bizden olsun diyecek değiliz ya!

Oh olsun deyip, zil takıp oynayacak da değilim.

Haber Gazetesi’nde sütunları sana kurban olsun!

Hemşeri hemşeriyi gurbette halleşmeyecekse nerede halleşecek!

Değil mi ama!

Sana söz, Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste hiç demeyeceğim!

Öyle aheste çekeceğim ki kürekleri sana ninni gibi gelecek!

Ama bir şartım var!

Önce hemşerimi bir karşına al otur!

Ali, biz nerede yanlış yaptık! Bunlar neden başımıza geldi diye hesaplaşın!

Çok mazlum ahı aldık.

Çok kul hakkı yedik.

Allah diyen, kul hakkından korkan, bayrak diyen Tevfik’lere Cahit’lere FETÖ iftiraları attık.

Gel, şu insanları tek tek arayalım bir helallik isteyelim.

Ama önce Şamil Tayyar’ı sen bir ara.

Biz, ettik sen etme de.

Sonra telefonu bana ver, ben de bir helalleşeyim.

Eminim, bu insanlar bizden daha insaflılar.

Belki af ederler.

Cahit Hoca, en zor anımızda bize el uzatmadı mı(?)

Belki yine uzatır!

Gel Ali, bunu yapalım!

Nihayetinde huzuru ilahide bunun hesabı çok daha çetin.

Buradaki gibi kapının önüne de koymazlar.

Yaptıklarımızı fitil fitil çıkarırlar.

Ne olur Ali’m, gözünün yağını yiyeyim.

Çok gözyaşı döktürdük çok.

İçimde bir sıkıntı var! Bu ilk olmayacak! Bu sonun başlangıcı…

Demedi deme, yakında seni de kapının önüne korlar.

“Gel yol yakınken köyümüze geri dönelim, buralar bize göre değil!” de.

Bence de!!!

Arkanıza bakmadan köyünüze gidin!

Oradan fikirsiz bol hakaret içerikli yazılar yazarsın!

Timsah gözyaşlarını akıtırsın!

Reis’e yalakalık yapmaya devam edersin.

FETÖ’nün hediye ettiği çantayı omuzuna tak, yarından tezi yok, bunu yap!

Nasıl da unuttum.

Bir şartım daha var.

İlk yazını gözümün önünde yazacaksın.

Dedikleri gibi Ali Gür mü yazıyor, yoksa sen mi yazıyorsun, bir görelim.

Oynama şıkıdım şıkıdım…

Çok pardon ya …

İçim öyle kıpır kıpır ki, daha fazla tutamadım.

İçim dışıma çıktı…

Kanım bitlendi!

11 Ekim 2018 (Ruhi AYTAÇ)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Mehmet Yılmaz essah mı deyin?

Ak Parti’de yersiz ‘Celal’lanme!

İttifak mı harakiri mi?

Bu oyun, Asım Güzelbey’in tarzı değil

Muhittin Bay farkı

Bekir Hoca fena kızmış

Davut Gül’de Recep Yazıcıoğlu’nu görüyorum

Fatma Şahin’den siyaset satrancında bir şah-mat daha

Şahinbey’e Fadıloğlu, Şehitkamil’e Tahmazoğlu!