İmar değişiklikleri klasikleşti!

TMMOB Mimarlar Odası Gaziantep Şube Başkanı Özgür Girişken ‘Dünya Mimarlık Günü’ dolayısıyla basın toplantısı düzenledi.

İmar değişiklikleri klasikleşti!

 Girişken, mesailerini belediyelerin yaptığı imar değişiklerini takip etmekle harcamak istemediklerini belirterek, “Ne yazık ki başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm belediyelerimiz bu yönde bir politika sergiliyor. Bizim itirazlarımız klasikleşti. Çünkü yapılan imar değişiklikleri klasikleşti” dedi.

TMMOB Mimarlar Odası Gaziantep Şubesi Başkanı Özgür Girişken, her yıl Ekim ayının ilk pazartesi günü kutlanan ‘Dünya Mimarlık Günü’ dolayısıyla bir basın toplantısı düzenledi. Yönetim kurulu üyelerinin de katıldığı toplantı Mimarlar Odası’nda düzenlendi. Kent, ülkeye dair dikkat çeken açıklamalarda bulunan Girişken, daha iyi bir dünya için kimi sorunlara ve mimarlığın sorumluluklarına vurgu yaptı. Girişken, “Tüm dünyada insanlığın geleceği iklim değişikliği, çevre sorunları, savaş ve çatışma, sömürü, açlık, yoksulluk, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi nedenlerle tehdit altındadır. Ülkemizde inşaat, madencilik ve tarım gibi sektörlerde güvencesiz çalışma koşulları nedeniyle 2017 yılında 2 bin 6 çalışan ve 2018 yılının ilk altı ayında 907 çalışan hayatını kaybetmiştir. Son bir yılda yaşanan 1 milyon 202 bin 716 trafik kazasında 7 bin 427 yurttaşımız hayatını kaybetmiştir” diye konuştu.

MİMAR, MÜHENDİS VE EMEKÇİLER PASİFİZE EDİLDİ

Türkiye'nin inşaata dayalı ekonomik büyüme politikalarının niteliği değil niceliği ön plana çıkardığının altını çizen Başkan Girişken, şunları kaydetti: “Yapı üretim sürecinin asıl gücü olan mimarlar, mühendisler ve inşaat emekçileri rant çarkının içerisinde pasifize edilmiş, ekonomik ve sosyal anlamda büyük gerileme yaşamıştır. Ülke ekonomisinin ve inşaat sektörünün içinden geçtiği bu zor dönem bilimi, tekniği, emeği dışlayan, nitelikli üretimi ve kamu faydasını amaçlamayan politikaların doğal bir sonucudur. Toplumun tüm kesimlerini etkileyen bu süreci aşmanın tek yolu sorunu ortaya çıkaran bu politikaların terk edilmesi; şeffaf, çoğulcu, katılımcı, bütünleştirici bir demokrasi tesis edilmesi, bilimi ve aklı esas alan, toplum faydasını gözeten merkezi ve yerel idare anlayışının yerleşmesidir. Mimarlar Odası'nın, TMMOB'nin, emek ve meslek örgütlerinin mücadelesinin ana ekseni budur.”

GAZİANTEP’TE DE DURUM FARKSIZ

Gaziantep ile ilgili de dikkat çekici tespitlerde bulunan Girişken, şunları söyledi: “Türkiye'nin önemli kültürel ve ekonomik merkezlerinden bir tanesi olan Gaziantep'te de Türkiye genelini yansıtan bir tablo hakimdir. Avantajlı konumu, tarım-sanayi-ticaret üçgeninde kurduğu kendine özgü denge ve sunduğu iş olanakları Gaziantep'i hızlı göç alan bir merkez yapmış ve yakın zamana kadar Türkiye'nin nüfusu en hızlı artan illerinden bir tanesi haline getirmiştir.  Ancak bu hızlı dönüşümün ağır da bir bedeli olmuştur. Kontrolsüz ve spekülatif imar politikaları sonucunda Gaziantep uzun süre Türkiye'nin en hızlı emlak fiyat artış oranlarından bir tanesinin gerçekleştiği il olmuş, yüksek getiri sağlayan arsa yatırımları sebebiyle sayısız park, yeşil alan, mera, tarım alanı imara açılarak geri dönülmez şekilde kaybedilmiştir.”

KAT EDİLECEK ÇOK YOL VAR

Girişken, Gaziantep’in Türkiye’nin kentleri arasında yer aldığını savunarak, “Yaşam kalitesi, eğitim, sağlık, ulaşım, güvenlik gibi alanlarda geridedir. TÜİK'in en son 2016'da güncellediği "İllerde Yaşam Endeksi”ne göre Gaziantep tüm iller içerisinde 60. sırada yer almaktadır. Aynı endekse göre Gaziantep yaşam memnuniyetinde 54. sırada, çalışma hayatı kalitesinde 64, gelir ve birikimde 65, eğitimde 67 ve sağlıkta 70. sırada yer almaktadır. Gaziantep kesintisiz olarak yaşayan en eski kentlerden bir tanesidir. Mimarlar Odası'nın öncelikli amacı böylesine bir kentin eğitim, sağlık, kentleşme, çevre kalitesi gibi alanlarda hak ettiği konumda olmasına katkı sağlamaktır. Mevcut tablonun tersine çevrilmesi için öncelikle durumun nesnel bir şekilde değerlendirilmesi, yani sorunlarla yüzleşilmesi, ardından da çözüm politikalarının üretilmesi gerekmektedir. Bu konuda kat edilecek çok yol olduğu aşikârdır” ifadelerini kullandı.

İMAR BARIŞI TEHLİKESİ

“İmar barışı adı altında, kentlerimizin kıyıları, sit alanları, orman alanları, tarım arazileri, meraları büyük bir saldırı ile karşı karşıya bırakıldı” diyen Girişken, şöyle devam etti: “Kentlerimiz üzerindeki baskı ve tehditlerin artmasına geniş bir zemin hazırlanmıştır. Kaçak yapılar yasal hale getirilmekte ve devlet eli ile plansız ve uygun olmayan yapılanmalar teşvik edilmektedir. Toplumumuzda adalet anlayışını zedeleyen, toplumsal adalet kavramlarını yerle bir eden, planlama kavramının önemine inanmayan ve toplumun her alanda süregelen yasa dışılığı bu kez kent mekanında meşrulaştıran bir anlayış ile kentlerin geleceğe sağlıklı, güvenli, yasal ve nitelikli bir şekilde hazırlanması engellenmektedir.”

DAYANIŞMA ÇAĞRISI

Girişken açıklamasını şu sözlerle sonlandırdı: “Mimarlar Odası olarak; eşitliğe dayalı, temel insan hak ve özgürlüklerinin tanınmasında hiçbir ayrım, mahrumiyet ve kısıtlamanın yaşanmadığı sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşama hakkının korunması konusundaki sorumluluğumuzu yerine getirmek üzere mesleki deneyim, birikim ve bilgimizi daha iyi bir dünya için kullanmaya kararlıyız.  Dünyamızın, bölgemizin, ülkemizin, kentlerimizin ve mesleğimizin tehdit altında olduğu bu zorlu dönemde, meslektaşlarımızı dayanışmamızı güçlendirmeye çağırıyor; bu vesileyle bütün mimarların ve yurttaşlarımızın Dünya Mimarlık Gününü kutluyoruz.”

İMAR DEĞİŞİKLİKLERİ KLASİKLEŞTİ

Daha sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Girişken, yaklaşan yerel seçimler öncesinde belediye kadrolarında her anlamda kent sakinlerinin temsil edilebileceği bir belediye yönetimi tavsiyesinde bulundu ve bunun olmasını beklediklerini söyledi. Girişken, Mimarlar Odası ve belediyelerin sürekli karşı karşıya geldiği yönündeki bir soruya ise şu yanıtı verdi: “Kimse bir şeye itiraz etmekten hoşlanmaz. Biz isteyerek bu itirazları yazmıyoruz. Mesaimizi, vaktimizi belediyelerin yaptığı imar değişiklerini takip etmekle harcamak istemiyoruz. Ne yazık ki başta Büyükşehir Belediyesi olmak üzere tüm belediyelerimiz bu yönde bir politika sergiliyor. Çok fazla sayıda imar değişikliği ve mahkeme tarafından iptal edilen imar değişikliğinin tekrar aynı haliyle meclis gündemine taşınması gibi bir süreçle karşı karşıyayız. Bizim itirazlarımız klasikleşti. Çünkü yapılan imar değişiklikleri klasikleşti. İster istemez, karşılıklı olarak sürekli yazışma halindeyiz.”

ARTIK HAVA DEĞİŞTİ

Girişken, şöyle konuştu: “Önümüzdeki dönemde artık imar spekülasyonlarıyla, belediyelerin emlakçılık yaparak gelir elde etmesi, yöntemiyle şehri yönetmesi pek mümkün görünmüyor. Artık o hava değişti. Biz önümüzdeki dönemlerde itirazların, imar tadilatlarının, azalacağını öngörüyoruz.  Bunun için de belediyelerin son yaptığı taşınmaz ihalelerine bakılması yeterli. Belediyeler arsa satışlarında ciddi gerilemeler yaşamaya başladılar. Eskiden talebe yetişemezken şu anda çıkardıkları yerlerde bazen satış hiç olmayabiliyor. Ya da birkaç alıcı, ne fiyat verirse onun karşılığında arsa ve taşınmaz satışları gerçekleşiyor. Belediyelerin artık bu yöndeki politikalarını güncellemesi gerekecek. Nasıl olur bilmiyoruz.”

2 Ekim 2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz